Tesadüf değil, bilinçli kurgulardır yaşananlar. İnanıyorum ki gelecek tarih, yaşadığımız son 30 yıllık sıcak ve kanlı süreci günümüz baş aktörlerinden birinin benzer bir itirafıyla yazacaktır!
“Tarihin hep kendini tekrarladığı bir ülkede yaşıyoruz” demiştim.
adam mıydınız?
gaz bombası şiddetindeydi gerçek acıyan şakağımda! kimdiniz? öte mi tırnağıma dişime bedel varsıllarımdan? önde mi her milimetresinde terim her adımında yaşım her taşında ömrüm kazılmış sevdalarımdan? yakıyor gaz derimi kök saldıkça derine neydiniz? izsiz basıp giderken ömrümden erdemden uzak hayal hırsızlığından öte alıp ayak dibimden adamlaştırdığım göklerde sahi siz adam mıydınız? kemiklerim akıyor gaz yanığından sıkıyorsa…
yakışan acı
yakışan acı
diyorum ki
diyorum ki
sözüm kadar
hani mevsime inat delerek göğsünü karın göz kırpar ya güneşe? düşlerken seni kardelen oluyor yüreğim… yağmur yağıyor sonra sokağa ilk öpüştüğümüz ıslak bir serçe ötüşü yalıyor evreni dudakların geliyor aklıma… masum bir sıcaklık basıyor içimi sen oluyor her damla bastırıyorum göğsüme özlemi diriliyorsun kollarımda hissedip iliklerime aktığını mutlu başlıyorum güne… ilahi bir deme düşüyorum ansızın yayılınca ekmeğimin buğusu…
aberna
sen zulamda suskun yara aberna! dün kayıplarından geliyoruz unut dediler sana kendini ben yitirmiştim köklerimde seni… gizlerin susturulmuş düdenlerde kesilmiş dilin korku dikilmiş yerine bir konuşsan ah! unutmuşsun yetini kaynasa da sularınca yüreğin kök acılar yırtsa da ciğerini ucunda kopsa da kıyamet yok dilinle konuşamazsın aberna istesen de! sokulsan da saklayamaz koynuna kala’n ki kitabesiz…
