Skip to content

Gülten Kahraman

Sizi rahatsız etmeye geldim – Ali Şeriati

Menu
  • Anasayfa
  • Güncel Köşe Yazıları
  • Eski Köşe Yazıları
  • Şiirler
  • Makaleler
  • Özel Haber
Menu
bayramın düşündürdükleri

Bayramın Düşündürdükleri

Posted on 20 Eylül 200931 Ağustos 2025 by Gülten Kahraman

Var oldukça öyle ya da böyle yaşayacağımız bir bayram daha çaldı kapıyı. Açacağız, açmalıyız elbette. Buyur edebileceğimiz gönül soframız dağınık, taç edeceğimiz başımız yorgun, bakan gözlerimiz fersiz, dokunan ellerimiz titrek ve suçlu olsa da!

Çeyrek asra dayanırken ömür, dalıp gitmemek mümkün mü geçmişe? Yâd etmemek olası mı dünü, dünde kalanları?Yok yok, duymaktan ve söylemekten usanmadığımız, benzer nostaljik nakaratları sıralayıp bayram, bayram derin ve bezgin bir “of” çektirmek değil kimseye niyetim.

“Bizim çocukluğumuzda…”

“ Nerde o eski bayramlar mirim? ”

“ Hey gidi …” vs. ile başlayan cümleler de kurmayacağım.

Demem o ki;

Ne kadar yorgunsam ben, o kadar yorgun artık bayramlar.

Oysa ezeli ne güzel ne insancıl amaca dayalıdır değil mi?

Neresinde olduğumuzu, ne kadar eksik kaldığımızı umursamadan her dem dilimize dolayıp ahkâm kestiğimiz “insanlık” adına kutsanmış ne güzel günlerdir oysa bayramlar değil mi?

Birileri hala pür neşe kutlamakta. Birileri üç güne dayalı özlemle yaşayabileceği düşler kurmakta ve birileri ranta çevirebilmenin hinliklerini düşünmekte kirli zulasında!

Peki, ben neden bu kadar yorgun, neden bu kadar, yapay gülümseyişlerin ardına saklanmaya bile gerek duymaksızın olabileceğin en doruk realitesiyle tepkisizim?

Elbette kadem basacağım, zamanın hengâmesine uymuş gailelerimi 3 gün sonrasına atıp, ata ocağına.

Elbette inadına dik tuttuğum alnıma koyacağım öptüğüm nasırlı elleri.

…ve elbette ki öptüreceğim elimi bekçilerimize yarınlarımızın.

Bekçilerimiz!

Ama bakabilecek miyim gözlerinin en bebeğine kızarmadan yüzüm?

Atalarımın vaktiyle dik durduğu gibi karşımda, durabilecek miyim ben de değerken alınlarına elim?

Çok değil, yakın yarınlarda, muhatap kalacağımız sorularının yanıtsızlığından ar duyarak kaçmak istemeyecek miyim karşılarından?

Evet çocuklarımız!

“En güzeli bizimki” olan çocuklarımız.

“En iyiyi hak eden gene bizimki” dediğimiz çocuklarımız.

…ve binlercesi en anlamsızlığında bayramların, sıradan bir 3 gün daha ekleyecekler yaşamlarına, adı olmayan “ora”larda…”bura”arda… sokaklarda… çocuklarımız!

Her bayramda çelmesine takıldığım, işte bu beni bayramı bayram tadında yaşayabilmekten alıkoyan o keskin uçlu duygudur! Çok acıtıyor  tenimi, kaçımız, kaçlarımız ayrımındayız onların? Ki bayramlar en çok onların hakkıyken. Onlara miras bırakabilmekken bayramların gerçek mealini görevimiz. Onları mutlandırmakken, doyurabilmek, giydirebilmek, güldürülebilmekken zorundalığımız. Başarabiliyor muyuz?

“Kötü günlerimde katkısı olmayanların, mutlu günlerimde hissesi yoktur” demişti arifin biri okuduğum bir duvar yazısında.
Sormazlar mı devraldıklarında emaneti elimizden?
Hangi yüzle, ihanet edemeden teslim edemediğiniz emanete bizden sadakatle sahip çıkmamızı bekliyorsunuz? Diye.
Ne verdiniz ki bize, ne istiyorsunuz şimdi? Demezler mi, acıtarak bakarken parmak uçlarımıza dikili suçlu ve utanan bakışlarımıza yüzümüze? Farkında mıyız?

Çocuklarımıza sahip çıkalım hanımlar, beyler.
Çocuklarımıza (onunki, şununki, bizimki demeden hem de) bayram tadında yaşatıp, öğretelim bayramı.
Çocuklarımıza insan olmanın, çalışmanın, emeğin, alın terinin gücünün ve dürüstlüğün erdemlerini öğretelim.
Doyuralım onları hanımlar beyler, okutalım.
“Demekle olmaz”ın bilincinde;
Ellerimizi taşın altına koyma zamanıdır şimdi. Tek tek, birey birey, yarın belki de elimizi koymak isteyip te bulamayacağımız taşların hem de.
En önemlisi çocuklarımıza parsellenmemiş, pay edilmemiş, satılmamış, onurluca yaşanılası bir vatan bırakalım hanımlar beyler!
Yarın imkânsız olmadan hem de!
Başta çocuklarımız olmak üzere, yüreğinde hala, rağmen ve inadına insan olmanın erdemlerini taşıyabilen herkesin bayramını kutluyorum.

Görüntüleme 218

Bunu paylaş:

  • Facebook'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Facebook
  • X'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) X

Bunu beğen:

Beğen Yükleniyor...

İlgili

Bir Cevap YazınCevabı iptal et

HAKKINDA

Gülten Kahraman
Gülten Kahraman

Gazetecilik, iletişim, sosyoloji , siyaset bilimi ve edebiyat alanlarında çalışmaktadır.

Devamını oku

Takip Edin

Facebook X - Twitter Youtube Instagram

İletişim

iletişim

Son Gönderiler

  • internet dolandırıcıları
    AnasayfaGüncel Köşe Yazıları

    Devletin Göremediği Dolandırıcılar!

  • Devletin Kurumları Çökerken Halk Neye Tutunacak
    AnasayfaGüncel Köşe Yazıları

    Devletin Kurumları Çökerken Halk Neye Tutunacak?

  • Süre yine uzatıldı
    AnasayfaGüncel Köşe Yazıları

    Konu Ehliyet, Sorun Daha Fazlası

  • Eve Kapan ve Ölümü Bekle
    AnasayfaGüncel Köşe Yazıları

    Eve Kapan ve Ölümü Bekle

  • Türkiye'de Pestisit Gerçeği ve Sorumlular
    AnasayfaGüncel Köşe Yazıları

    Türkiye’de Pestisit Gerçeği ve Sorumlular

Çok Okunanlar

  • Boğaziçi direnişi
    AnasayfaMakaleler

    Değişen Türkiye’de Üniversite Öğrenci Eylemleri: Boğaziçi Direnişi

  • tımarhanede cinayet
    AnasayfaEski Köşe Yazıları

    Tımarhanede cinayet

  • ekmek arası ekmek yiyen halka hayırlı olsun
    AnasayfaEski Köşe Yazıları

    Ekmek arası ekmek yiyen halka, hayırlı olsun!

  • Tolga Şardan
    AnasayfaEski Köşe Yazıları

    Şardan’ı tutuklamak gazetecilere gözdağı mı?

  • Mansur Yavaş evde yok
    AnasayfaEski Köşe Yazıları

    Yavaş evde yok!

Son Yazılar

  • Devletin Göremediği Dolandırıcılar!
  • Devletin Kurumları Çökerken Halk Neye Tutunacak?
  • Konu Ehliyet, Sorun Daha Fazlası
  • Eve Kapan ve Ölümü Bekle
  • Türkiye’de Pestisit Gerçeği ve Sorumlular

Sayfalar

  • Hakkında
  • İletişim
© 2026 Gülten Kahraman | Powered by Superbs Personal Blog theme
%d